Bugun...



DR. AHMET DURUKAL İLE EDEBİYAT VE SAĞLIK SİSTEMİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ...
Tarih: 26-07-2019 11:40:03 + -


Dr ve yazar Ahmet Durukal ile yaptığımız çok özel söyleşiyi ibretle okuyacak ve sağlık sistemi üzerine kafa yoracaksınız!

facebook-paylas
Tarih: 26-07-2019 11:40

DR. AHMET DURUKAL İLE EDEBİYAT VE SAĞLIK SİSTEMİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ...

            SÖYLEŞİ

Neşterden Kaleme ve Ur isimli öykü kitaplarının yazarı, aynı zamanda emekli bir cerrah… Evet, Opt. Dr. Ahmet Durukal’dan söz ediyorum. Öykü kitaplarıyla yüzbinlere ulaşan Sayın Durukal ile yazarlığı, insan sağlığı ve sağlık sistemi üzerine çarpıcı bir söyleşi yaptık. Umuyorum ki bu çarpıcı söyleşiyi siz de heyecan ve dikkatle okuyacaksınız.

Dr. Ahmet Durukal ile sadece gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?

 

Ahmet Durukal kimdir? Bize kısaca kendinizi anlatır mısınız?

1952 yılında Kırıkkale’de doğmuşum. İlk ve orta öğrenimimi orada tamamladım. 1976 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Aynı yerde 1981 de Genel Cerrahi Uzmanı oldum. Askerlik nedeniyle Trabzon’da, daha sonra da bir süre memleketim Kırıkkale’de cerrah olarak çalıştım. 1984 yılında kendi isteğimle İzmit’e atandım. O tarihten beri İzmit’te yaşıyorum. 2005 yılında kamu hizmetinden emekli olup özel hastane deneyimi ile devam ettim. 2012 den beri de işyeri hekimi olarak hizmet veriyorum. Evliyim ve iki evlat babasıyım. Hekim ve cerrah olarak kendimi insan sağlığını daima her şeyin önünde tutan; meslek etiğine sıkı sıkıya bağlı; sistem içinde mesleki kişilik kaybı yaşamamış biri olarak anlatabilirim.

Bir de yazar Ahmet Durukal var; NEŞTERDEN KALEME isimli anı kitabımdan sonra UR isimli öykü kitabım yayınlandı. Yaklaşık bir yıldır da derginizde aylık yazılarım yayınlanıyor. Sağlık alanından sorunları anılar, düşünceler ve öyküler olarak herkesin anlayabileceği bir dille anlatmaya çalışıyorum.

Kitap yazma amacınız neydi? Bu fikir nasıl doğdu?

Hekimler yetiştikleri kurumların tıbbi felsefesi ile şekillenirler. Çoğunlukla da meslek hayatları bu şekilde geçer. Ama nereden gelirseniz gelin, kurulu bir sistemin içine girince o sistem sizi kendisine benzetmeye çalışıyor. Sisteme uymuş meslektaşlar her karnı ağrıyanı, hatta ağrımayanı ve kimi zaman hastanın refakatçisini  ‘apentis’ diyerek ameliyat ediyor. Siz ‘apandisit akut bir hastalıktır; hastanın belirti ve bulguları buna uyuyorsa ancak o zaman ameliyat kararı verilir’ dediğinizde sistem bunu yadırgıyor. Ameliyata gerek görmediğiniz hasta başka birine gidiyor. ‘O anlayamamış’ denilerek, yani bir de o ameliyatı gerekli görmediği için yapmamış kişiyi kötüleyerek ameliyat ediliyor. Sistem içinde ilkelerinizle sırıtıyorsunuz yani…

Sağlık sistemi içinde yöneticiler de genellikle sistemle uyumlu kişiler arasından seçiliyor. Ne tıbbi, ne de yönetsel becerilerine bakılmıyor. Politik eğilimler, ‘bizim adamımız, ne istersek yapıyor’ mantığı yöneticilerin belirlenmesinde en önemli etken.

Sağlığın hizmet alıcıları, yani hastalar genellikle sağlık anlamında eğitimli değil. Bu da yanlış anlamaları, tartışmaları, sağlıkta şiddeti ve kimi hastaların sömürülmesini getiriyor.

Meslekte yıllar geçtikçe sağlık sisteminin buna benzer  ‘bana göre bozuk’ taraflarının dile getirilmesi, yazılması gerektiğine inancım güçlendi. Günün birinde bunları birileri okur da belki gereğini yapar. Yanlışların üstünü örte örte doğruyu bulamayız…

Bu şekilde bende birikmiş ve yazılacak o kadar çok şey vardı ki… Ve yazmaya başladım. 2015 Nisan ayında NEŞTERDEN KALEME okurlarıyla buluştu. Çok güzel tepkiler aldım. Hep şu soru soruldu bana; ‘’Bunca ayrıntıyı nasıl hatırlıyorsun? Bir yerlere notlar almış mıydın?’’ Hayır, hiçbir not almamıştım; sadece bir kısmını kitaba koyduğum ilginç resmi yazıları dosyalamıştım, ileride kitap yazarsam diye…  Geriye kalan her şey hafızamdan… Kitap yazma düşüncemin yaklaşık yirmi beş yıllık geçmişi var yani.

NEŞTERDEN KALEME ile vurguladığım trajik ve komik durumlar okurları sistem hakkında aydınlatıcı oldu. Kitabımı bilgilendirici, anlatımımı güzel bulan okurlardan çok sayıda geri dönüş aldım. Düşündürücü, eğlenceli, üzücü olaylar anlatmıştım ve çok ilgi çekmişti yazdıklarım. ‘İyi ki yazmışım’ ve ‘iyi yazmışım’ diye düşündüm.

İnsanlar sağlık sistemini bilmiyor. Sistemin mutfağında neler olduğunu, aldıkları hizmetin nasıl ve hangi koşullarla oluştuğunu bilmedikleri için canları her sıkıldığında tartışmalar ve şiddet olgusu ortaya çıkıyor. Yazmaktan amacım biraz da bu. Yani sağlık sisteminin arka planını, yani mutfağını ortaya koymaya çalışmak diyebilirim…

Bu yazdıklarım anılarımla sınırlıydı. Daha sonra yine sağlık sistemimizdeki aksaklıkları konu alan ve sekiz öyküden oluşan UR isimli kitabımı yazdım ve 2018 sonunda yayınlandı. UR ile ilgili geri dönüşler de bana inanılmaz coşku verdi.

      

Yazarken nelere dikkat edersiniz?

Yazdıklarım genelde eleştirel ögeler içeriyor. Bu nedenle kişileri, kurumları rencide etmeden sorunları ortaya koymaya dikkat ediyorum. Birileri. pek hoş olmasa da bazı şeyleri dile getirmeli.

Yazdıklarım tıp eğitimi almamış kişilere yönelik olduğundan,  konunun anlaşılabilmesi için özellikle tıbbi terim kullanmamaya ve günlük dildeki şekliyle ifade etmeye dikkat etmem gerekiyor. Sıkıcı olmak değil, kolay anlaşılmak istiyorum.

Anladığım kadarıyla ikinci kitabınız UR, yaşanmış olayların birinden adını almış, peki, NEŞTERDEN KALEME adı nereden geliyor ve ne ifade ediyor?

Bildiğiniz gibi ben genel cerrahi uzmanıyım, operatörüm yani. Cerrahların bıçağı halk arasında neşter olarak bilinir. Cerrahlık hem bir sanat, hem de bir zanaattır. Neşteri hem vicdan ve sorumluluk duygusu, hem de iş ahlakı ile kullanmak gerekir. Sistem içindeki tüm olumsuzluklara karşın ben neşterimin hakkını verdiğime ve onu kötüye kullanmadığıma inanıyorum. Ancak gün geldi; özel hastane ortamında bile kendisini ticari amaçla kullanmadığım için beni terk etti neşterim. Elimde kendimi ve ömrümün geçtiği sağlık ortamını ifade edebilmek anlamında sadece kalemim kaldı. ‘NEŞTERDEN KALEME’ adı buradan geliyor.

Biraz da öykülerinizden söz edebilir misiniz?

Memnuniyetle… Öykülerim gene sağlık sorunları üzerine. Her birinde ülkemizde her an karşılaşılabilen olaylar var. Toplumumuzun gerçekleri… Bunlar yaşanmış olaylar üzerine kurguladığım öyküler.

Yeni çalışmalarınız var mı?

NEŞTERDEN KALEME ile ilgili yorumlar ve bana ulaşan geri dönüşler inanılmaz  mutluluk verdi. Yazmayı çok sevdim. Öykü kitabım UR’un aldığı olumlu tepkiler yazma konusunda beni daha da yüreklendirdi. Öykü çalışmalarım sürüyor. Bir de bildiğiniz gibi www.mektupedebiyatdergisi.com için aylık yazılar yazmaya devam ediyorum. Bu yazılarımda gene anılarım üzerinden sorunları irdeleme çabası içindeyim. Edebiyat inanılmaz güzel bir alan. İnsanın yazdıkça yazası geliyor. Okunası şeyler yazabiliyorsak yazmalıyız diye düşünüyorum.

Neden hep sağlık ve sistem üzerine yazıyorsunuz?

Sağlık hepimiz için çok çok önemli. Yaşamımızın her döneminde sağlık sistemine bir yerde, bir zamanda gereksinim duymamız kaçınılmaz. Peki, bu sistemi hepimiz yeterince tanıyor muyuz? Bir hekimin, hemşirenin ya da başka bir sağlık çalışanının nasıl yetiştiğini, çalışma ortamını kaçımız biliyoruz? Onlar da insan; insani sorunları, ihtiyaçları olabilir; robot değiller yani… Hastalar ve yakınlarının beklediği kadar sağlık çalışanları da anlayış bekliyorlar. Sağlıkta şiddetin nedenleri arasında bunlar da var bence.

Kırk dört yıllık hekimim. Elbette sağlık sistemi içinde neler olup bittiğini ve nelerin olmaması gerektiğini görmüş olmam gereken bir süre. Gördüklerimi, düşünce ve önerilerimi dile getirmek için bu yola çıktım. En iyi bildiğim alanı, sağlığı bunun için yazıyorum.

Yazarken bir destek alıyor musunuz?

Birikimlerimi yazıya dökerken hiçbir destek almadım. Bir kaynak da kullanmadım. Tamamen benim yazma karakterim ve ifade tarzımla ortaya çıktı yazdıklarım. Kendi edebiyat bilgim, kendi stilimle…

Sağlık sisteminin bugünü ve yarını hakkında neler düşünüyorsunuz?

Son yıllarda uygulanan sağlık politikaları ne yazık ki sağlığı bir ticari meta, hastaları ise müşteri konumuna soktu. Sağlık politikalarının temel amacı olması gereken koruyucu hekimlik tamamen rafa kaldırıldı. Yani, insanların hastalanmasını önlemekle kimseler ilgilenmiyor artık. Hâlbuki sağlıkta en ekonomik yaklaşım, en düşük maliyet budur. Çağdaş dünya sağlığa böyle bakıyor.

Tersine, hastaların müşteri kabul edildiği bir sistem geldi. Sağlık hizmetlerinin en büyük alıcısı Sosyal Güvenlik Kurumu üzerinden devlettir. Bu yeni yaklaşımla birlikte sağlık harcamaları inanılmaz boyutlara ulaştı. Güya hastalanan yurttaşların önündeki seçenekler arttı; ancak bu seçenekler insanları tatmin etmedikçe bir rahatsızlık için birçok yere gitme durumu ortaya çıktı. İstatistiklere göre, 80 milyon nüfus bir yılda yaklaşık 800 milyon kez muayene oluyor. Bunun 120 milyonu acil. Bu rakamlar hastaların sağlık işlemlerinden sonuç alamadığını ve tekrar tekrar muayene olanağı aradığını gösterir.

Devlete ait sağlık kuruluşları birer ticari işletme olarak kabul ediliyorsa ki öyle, kâr etme yönünde çalışması gerekir. Keza özel hastanecilik de koyduğu sermaye ile kâr etmek istiyor. O zaman iş ticarete dökülüyor ister istemez. Pakete dâhil denilerek teşhis için gerekli olmayan bir yığın tetkik yapılıyor. ‘Her ihtimale karşı şunu da yapalım, bunu da yapalım’ mantığı ile pek çok MR, tomografi, anjio vb. isteniyor. Ameliyatların bir kısmı da sağlık şirketlerinin para kazanma hırsı ile ve gereksiz yere yapılıyor. Bunlar herkesin gözü önünde oluyor. Rakamlar bunu gösteriyor zaten. Sağlık kuruluşları hekimlere ne yazık ki ‘sen de kazan, ben de kazanayım’ dayatmasında bulunuyor. İşlerini düzgünce yapmaya çalışan, bu verici mesleğin tüm gereklerini özveriyle yerine getirme gayreti içindeki binlerce meslektaşımı ve çalıştıkları kurumları tenzih ederim. Ancak yukarıda anlattığım ve sayıları pek de az olmayan örnekler olumsuz bir imaj yaratmaya devam ediyor. Hekim saygınlığı zedeleniyor sonuçta…

Bir hasta bir hekime başvurduğunda, rahatsızlığının hekimi tarafından tamamen bilimsel ve vicdani olarak teşhis ve tedavi edilmesini bekler. Bu, onun en doğal hakkıdır. Tıbbi bilgisi olmadığından söylenilenlere inanmak durumundadır. Tedavi sürecinde art niyet olursa hasta kandırılmış demektir bence.

Hasta garantisi verilerek yaptırıldığı söylenilen şehir hastaneleri ayrı bir tuhaflık örneğidir. Bu kadar büyük kapasiteli hastaneleri doldurmak için yörede halen çalışmakta olan resmi sağlık kuruluşları kapatılacak. Bu da çok yanlış bana göre. Öncelikle hastanın sağlık hizmetine ulaşması zorlaşıyor. Bu devasa hastaneler de yine ticari düşünceyle çalışacaklar doğal olarak. İnsan sağlığına olumlu bir katkı beklemiyorum; tersine, zarar verecekler. Bu yapılanma bazı yerlerde uygulamaya geçti bile…

Güncel bir sorun da sağlıkta şiddet olgusudur. Sağlık alanındaki tüm olumsuzluklar hep hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına fatura edilmektedir. Ülkemizde günde ortalama 32 sağlık çalışanına şiddet olayı görülmektedir. Ceza içeren yanıtlar verilmediği sürece de hekim yaralama, öldürme, hemşire dövme, ambulans şoförü linç etme gibi olayların giderek artması kaçınılmaz görünüyor.

Sağlıkla ilgili bir diğer endişe kaynağım da, çoğu özel (ya da vakıf) olmak üzere aşırı sayıda tıp fakültesi açılmasıdır. Sayıca çok hekimimiz olacak; fakat kalite sorunu ortaya çıkacaktır. Hizmet hastanesi şeklinde çalışacak olan tıp fakültelerinde doğal olarak eğitim hep geri planda kalacaktır. Zaten mevcut uygulama bunu göstermektedir. Hasta kapasitesinin ötesinde öğrenci alınması nedeniyle derslerde yoklama alınmayan resmi tıp fakülteleri var ülkemizde. Muayene olduğunuz doktorun tıp fakültesini iktisat gibi dışarıdan bitirmiş olmasını ister misiniz? Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz…

Sağlık en temel insan hakları arasındadır. Ancak ne temel eğitimde, ne de orta ve yükseköğrenimde bu konuda eğitim verilmemektedir. Halkın sağlık eğitimi olmalıdır. Bence bu çok önemli bir eksikliktir.

Bunlara benzer pek çok sorun var sağlık alanında. Kısacası, sağlık hizmetlerinin, toplum sağlığının geleceğinden endişeliyim.

Sayın Hocam, vakit ayırıp söyleşimize katıldığınız için çok teşekkür ediyorum.

Düşüncelerimi ifade olanağı sağladığınız için ben çok teşekkür ederim.

 




Kaynak: Ahmet Durukal

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 953 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER RÖPORTAJ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI