Bugun...



Dergah Yayınlarının yeni kitapları okuyucuyla buluştu.
Tarih: 14-10-2019 16:23:43 + -


Dergah yayınlarından ilginizi çekecek yeni kitaplar...

facebook-paylas
Tarih: 14-10-2019 16:23

Dergah Yayınlarının yeni kitapları okuyucuyla buluştu.

 
 
 
Karnaval
Ahmet Mithat Efendi

 
Karnaval, Türk edebiyatında Batılı eğlence kültürünün bir yansıması olan karnaval ve baloları ele alan ilk eserdir.
Ahmet Mithat Efendi, bu romanda Müslüman bir genç olan Resmi Efendi ile evli bir Ermeni hanım olan Madam Hamparsun arasında cereyan eden yasak aşk merkezinde, karnavalın İstanbul’a gelişiyle değişen toplum hayatını gözler önüne sermeye çalışır. Romanın ana teması, yanlış Batılılaşmadır.
Romanda dönemin Osmanlı hayatı; gayrimüslimleri, Müslümanları, eğlence mekânları, esnafları, giyim kuşam, konak hayatı ve semtleriyle renkli tablolar hâlinde gözler önüne serilir. Başta balo/karnaval nevinden eğlence kültürü ile ilgili olmak üzere, dönemi yansıtan ayrıntılar bir panorama hâlinde karşımıza çıkar.
Karnaval’ın bu yayınında, romanın dilinde ve üslubunda herhangi bir sadeleştirme yoluna gidilmemiştir. Romanın önceki neşirlerinden farklı olarak, günümüz okuru için yabancı sayılabilecek kelimelerin anlamlarıyla bazı özel isimlerle ilgili açıklamalar dipnotlarda verilmiştir. Romanın sonuna bir dizin hazırlanarak daha sonra Ahmet Mithat Efendi üzerine çalışacaklar için kolaylık sağlanmaya çalışılmıştır.
Edebiyatın Dönüşümü
Edebiyat Çalışmalarından Kültür Çalışmalarına
Antony Easthope

Elli yıl boyunca edebiyat çalışmaları paradigması, “kanon” ve onun ötekisi olan “popüler kültür” arasındaki zıtlığa dayanmıştır. Ancak 1980’lerin kuram savaşları bunu tamamen değiştirmiştir. Postyapısalcılığın yükselişi ve “edebiyatın ölümüyle” birlikte yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki karşıtlık önemini yitirmiş ve araştırma alanları edebiyattan kültürel çalışmalara kaymıştır.
Antony Easthope, kanona dâhil edilen metinlerle popüler metinlerin bir arada çalışılabilmesi için, bu yeni kültür çalışmaları alanının yeni, merkezsizleştirilmiş bir paradigmasının olması gerektiğini ileri sürer. Easthope, İngiliz kültürel çalışmaları, Yeni Tarihselcilik ve kültürel materyalizmi de kapsayan rekabet içindeki kuramların detaylı bir eleştirisi üzerinden, bu yeni çalışma alanının nasıl inşa edilmesi –ve edilmemesi– gerektiğini gösterir.
Easthope’un kültürel çalışmaların sorunlarına, olasılıklarına ve politikalarına yönelik incelemeleri, genelde kaçınılan bir tartışma olan edebî değer sorunsalına temas eder. Burroughs’un Tarzan Maymun Adam’ının yanı sıra Conrad’ın Karanlığın Yüreği adlı romanına yönelik yaptığı bir okumada Easthope, yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki karşıtlığın nasıl yapısöküme uğratılabileceğini de göstermiştir.
Rahmi Eray
Milliyetçilerin Ağabeyi
Hazırlayan: Ezel Erverdi
 
Rahmi Eray, Anadolu’nun yangın yerine döndüğü yıllarda (1917) Elbistan’da doğar. Yetimliğin mektebinde büyür. İlköğrenimini Elbistan’da, yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapar. 1938’de geldiği İstanbul’da büyük küçük geniş bir muhitin “ağabey”idir. Yakalandığı damar ve kan hastalığı, onu on sekiz sene yatağa ve durağan bir hayata mahkûm eder. Etrafında bir halka oluşur. Kendi dert ve ızdırabına kimseyi ortak etmez. İnsanları doğrudan tenkit etmez, dolaylı ve genel hitaplarla karşısındakilere hakikati gösterir. Gelenlerin dertlerine çare bulan “doktor” gibidir.
Kindarlara merhamet, şiddet ve hiddetlilere itidali, nefse karşı aklı, asilere hörmeti öğreten bir “muallim”dir.
Namı yok, şöhreti yok, mesleği ve sıfatı yok, eseri yok, mülkü ve parası yok, adını devam ettirecek kimsesi yok. Ama örnek bir hayatı, sözleri ve davranışları var. Onu unutturmamak, Yunus misali yarınlara kalsın istedik.
Kuruluş Sarmalı’ndan Kurtulmak
Osmanlı ve Hâkimiyet Telakkileri
Ahmet Demirhan

 
Osmanlı Cihan İmparatorluğu 400 çadırlık bir göçebe boyun eseri miydi, yoksa Bizans’tan devralınan kurumlar mı bu gösterişli devleti 600 sene yaşattı? Bu ve benzeri argümanlar Osmanlı tarihi çalışmalarının bir yüzyılını şekillendirdi denebilir.
Osmanlı kuruluşunun ilmi bir problem olarak ortaya çıkışı 20. yüzyıla denk düşer. Bu dönemde yurt içi ve yurt dışında hatırı sayılır miktarda eserle mevcut problem aydınlatılmaya çalışılmış; fakat araştırmacıların dayandıkları fikri temeller yeterince sorgulanmadığı gibi Osmanlı kuruluş problemi ideolojilerin tatbikat sahası olarak kullanılmıştır. Bu düşüncelerden hareketle, Gibbons'tan Wittek'e, Köprülü'den Imber, Kafadar ve İnalcık'a kadar sahaya hâkim olan kuruluş varsayımlarını analize tabi tutan elinizdeki kitapta müellif, “Osmanlı kuruluş sorununun bizatihi kendisi sorundur” tezini işliyor.
Kuruluş Sarmalı’ndan Kurtulmak, hem kuruluş tartışmalarının ufkunu açan ve hem de mevcut
külliyatı tasvir ve tasnif eden mühim bir eser.
Osmanlı Kapısında Büyümek
Ahmet Mithat Efendi’nin Hikâye ve Romanlarında
Gayrimüslim Osmanlı Vatandaşları
Fazıl Gökçek

Osmanlı Kapısında Büyümek’te Türk roman ve hikâyesinin ilk ve en önemli temsilcilerinden biri olan Ahmet Mithat Efendi’nin eserlerinde gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının hikâye/roman kişisi olarak nasıl yer aldıklarını inceleniyor. Yazarın üzerinde durduğu önemli noktalardan biri de Ahmet Mithat Efendi’yi merkez alarak onun ve Osmanlı-Türk aydınının temsil ettiği zihniyet dünyasını göstermektir.
Kitapta Ahmet Mithat Efendi’nin eserlerinden elde edilen değer yargılarından hareketle Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler arasında bir öncelik sonralık sırasının bulunup bulunmadığı tartışılıyor. Ele alınan eserlerde gayrimüslim milletlerin algılanışı/sunuluşu arasındaki farklar da gösterilmeye çalışılıyor.
Börk
Bir Başlığın Tarihî Serüveni ve Edirne’deki Börklü Mezar Taşları
Mehmet Kökrek

Bir Türk başlığı olan “börk”ün tarihî serencamının araştırıldığı bu çalışmada, öncelikle Türkçenin ilk yazılı metinlerinden günümüze kelimenin köken ve anlamı üzerinde duruluyor. Börk kelimesinin topluluk, kişi, bitki, yemek, yer adlarında kullanımıyla atasözü, deyim, destan ve şiirlere nasıl yansıdığı adbilimsel açıdan inceleniyor.
Bizzat börkün incelendiği ikinci bölümde, çeşitli kurgan buluntuları, duvar resimleri, minyatür gibi günümüze ulaşan kaynaklar ile yazılı kaynaklar mukayese edilerek zaman içerisinde kullanılan börk türleri, bunların kullanım yer ve şekilleri hakkında tespitler yapılıyor. Osmanlı devrinde kullanılan resmî börklerin incelendiği bölümde ise kızıl ve ak börkler, bunların tipolojisi ve hukukî prosedürü arasındaki farklar ve neyi temsil ettikleri, yeniçeri börkleri, ak börkün Bektaşîliğe nispet edilmesi gibi kültür tarihi açısından önemli meseleler, birincil kaynaklar ışığında ele alınıyor. Yeniçerilerin kullandığı börkler üzerinden, ocağın kuruluşu ve Hacı Bektaş-ı Veli’ye nispeti tartışmalarına da temas edilen eserde, özellikle Âşıkpaşazade’nin Tevarih’i üzerine yapılan tespitler, tarih araştırmalarında “kaynak tenkidi” konusunun seçkin bir örneğini sunuyor.
Börklerle ilgili bugün en tatmin edici bilgileri alabildiğimiz mezar taşlarına yer verilen katalog kısmındaysa, Edirne’de tespit edilen 100 adet börklü mezar taşının görselleri ve haklarında bilgiler bulunuyor.
Katolik Korsanlar ve Rum Tüccarlar
Bir Akdeniz Tarihi
Molly Greene

 
Bugünden geriye dönüp baktığımızda Akdeniz’i nasıl anlayabiliriz? Bu bölge siyasi güçlerin anlaşmalarla birbirine bağlandığı ortak bir alan mı, yoksa birbirine düşman iki dinin mensuplarının çarpıştığı bir cephe mi? Akdeniz’de seyahat eden veya ticaret yapan insanları, dinleri mi yoksa hangi devlete mensup oldukları mı birbirinden ayrılıyor? Molly Greene bu soruların cevaplarının bilerek müphem bırakıldığını öne sürüyor. Osmanlı coğrafyasındaki Rumlar üzerine çalışmaları olan Greene, bu eserinde de Malta’daki mahkeme kayıtları üzerinden hem Hıristiyan hem de Osmanlı tebaası olan Rum tüccarların ticaret yaptıkları Akdeniz’deki politik pozisyonlarını araştırıyor.
Osmanlı İmparatorluğu ve Venediklilerin 16. yüzyılda birlikte inşa ettikleri denizcilik düzeni, düşmanlıklara ve çok sayıda savaşa rağmen ticari ilişkilerini her geçen yıl artırmaya özen göstermiştir.
Bununla beraber Akdeniz’de 17. asra gelindiğinde siyasi aktörler, dini kimlik ve ilişkiler yeniden adlandırıyor. Korsanlığın bütün dünyada altın çağı olan bu yüzyılda Fransa ve Katolik Karşı Reformu, Malta Şövalyeleri eliyle Akdeniz’in doğusunda yeniden aktif olmak istiyor.
Osmanlı tebaasından hem Müslüman hem Rumların Akdeniz’de Katolik gücüyle –genelde Malta Şövalyeleri üzerinden– karşılaşmaları ve bunun ticari ilişkilere ve mahkeme kayıtlarına nasıl aksettiği kitabın merkezini oluşturuyor.



Kaynak: Dergâh Yayınları

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 107 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Yeni Yayınlar Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI