Örnek HTML sayfası
Bugun...



DELİNİN SÖZÜ VE İNSAN OLMAK!
Tarih: 29-11-2019 12:54:09 Güncelleme: 19-01-2020 17:47:09 + -


Lise öğrencisi Edip Hakkı Erdem'den çarpıcı bir yazı!

facebook-paylas
Tarih: 29-11-2019 12:54

DELİNİN SÖZÜ VE İNSAN OLMAK!

     "Gözlerin, Allah'ın yarattığı yeri ve göğü, dağları, ovaları görmesi pek mühim değil. Bir kuş veya bir köpek her ne olursa olsun onlar da görüyor üst üste binmiş göğe değmeye çalışan kum zerrelerini. Seni bir kuştan ayıran şey nedir ey ademoğlu!

     İsterse hz. Yusuf'un yüzünü görsün, insan ruhsuzsa ve yüreği bir parça etten ibaretse  onun gördüğü hiçbir şey ifade etmez ben de. Ölçü, çölü görmekse şayet, kalpleri beş para etmez sıfatız. O kadar çok insan ve kalp var ki, bastığı toprak dahi yalan, işte onların ruhları ve kalpleri birer çöldür, milyonlarca kumdan. Rüzgarın savunduğu ve yüzümüzü çizen kum taneleri... kimin üflediğini bilmediğimiz diğer hayatlardır. Her yerimiz bu melun çöllerle kaplı ve sanki biz, bir tek vahadayız.

     Su diye içtiğimiz deve pisliğine bulaşan kumu kusmalıyız! Zira insansak etrafımıza tekrar bakmalıyız!

     Belki o zaman belirir hakikat: vahalar, çöller, vadiler, dağlar, ovalar, isyan eden her şey oturtur yerine."

     Şadırvanın beş on metre ötesinde, asırlık çınar ağacının gölgesinde oturan ve kafasına küçük gelen yeşil takkeli adamın bu söylediklerini saçma bulmuştum ilk dinlediğimde. Abdest almak için açtığım suyun şırıltısı, ağaçların hışırtısı ve yanımda abdest alan yaşlı amcaların sinirli sinirli tövbe çekerken çıkardıkları homurtular... Hepsini aynı anda duyabiliyordum. Solumda kalan ve oturduğu yerden çorabını giymeye çalışan amcanın sesini işittim. Cemaate hafifçe: "Allah dostudur konuşur durur, sonra susar uyur. Kimseye zararı yoktur. Varsın böyle olsun" diyerek cemaati yatıştırmaya çalışıyordu. İkindi ezanı okunmaya başladığında hep beraber yavaş yavaş camiye yönelmeye başlamıştık. Ağacın altındaki tuhaf adam uyuya kalmıştı, tıpkı yaşlı amcanın  dediği gibi. Tökezledim, camiinin eşiğine takılıp düşeyazdım.

     Cemaatle namaza durduğumuzdaki sessizlik içinde, iki kanadı da açık pencereden gelen kuş cıvıltıları ve eski mezar taşlarının içeriye vuran gölgeleri dikkatimi çekmişti. Göz ucuyla bakarken ve tam başka şeyler düşünürken imamın "Allahü ekber" demesiyle namaza geri döndum. Kendimi toparlayıp zihnimi boşatmaya çalışıyordum. Ne de olsa olabileceğim en kutsal yerdeydim. Deli adamın sözleri kulaklarımda yankılanmaya başladı birden. Şimdi gölgesi içeriye düşen mezar taşı değil, “ben neyim?” sorusu kafamı kurcalıyordu. Sadece vücudum cemaate uyuyordu. Namaz bittiğinde halen aklımı kurcalamaya devam ediyordu, deli adamın söyledikleri.

     Dualar edildi, herkes yavaşça camiiden çıkmaya başlamıştı. Ben de çıktım onlarla. Ayakkabılarımı giyerken gözüm deli adamı aradı. Uyuduğu yerde yoktu. Şadırvanın orada halen üç beş yaşlı amca konuşuyordu. Onlara bu sefer ruhum ile bakmaya çalıştım. Değişen hiçbir şey olmadı. Sinirlendim. Deli bir adamın sözüne mi kalmıştı insan olmak!




Kaynak: Edip Hakkı Erdem

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 879 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MİSAFİR KALEMLER Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1640 Okunma
348 Okunma
315 Okunma
168 Okunma
161 Okunma
132 Okunma
127 Okunma
126 Okunma
116 Okunma
110 Okunma
106 Okunma
106 Okunma
1640 Okunma
605 Okunma
578 Okunma
556 Okunma
490 Okunma
424 Okunma
393 Okunma
376 Okunma
357 Okunma
354 Okunma
348 Okunma
347 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI